Tedavinin temel amacı, hastanın denge ve bütünlüğünü yeniden sağlamak ve böylece hastalığı hafifletmektir. Başarılı bir akupunktur tedavisinde, mükemmel iğne tekniği kritik öneme sahiptir, ancak en iyi iğne teknikleri bile doğru olmayan bir teşhisin veya hatalı bir tedavi planının eksikliğini kompanse edemez.
Bu nedenle, tanı ve tedavi planı becerilerinin eşit derecede geliştirilmesi gerekmektedir.
Teşhis ve Tedavinin Döngüsel İlişkisi
Akupunktur’da teşhis, ilk veri toplama aşamasından başlayarak terapötik etkinliğe kadar uzanan içsel bir mantık içerir.
Bu adımlar doğrusal olarak ifade edilse de, aslında birbirleriyle döngüsel olarak ilişkilidir ve hepsi hastayı dengeye döndürme hedefi etrafında organize edilmiştir.
Teşhis ve Tedavinin Aşamaları
Akupunktur teşhis ve uygulama sisteminin temel adımlarını şu şekilde sıralamaktadır:
1. Veri Toplama Teşhise varmak için gerekli veriler, klasik tanı yöntemleri aracılığıyla toplanır: gözlem, dinleme, koklama, palpasyon ve sorgulama. Bu duyular etrafında organize edilen bu yöntemler, uygulayıcının mümkün olan en geniş veri yelpazesini toplamasını sağlar.
2. Durumu Değerlendirme / Tanısal Çerçeve Toplanan veriler, uygun veya tercih edilen tanısal çerçeveye (paradigma) göre organize edilir. Her çerçeve bir “lens” (mercek) görevi görür ve kişiye özgü enerji bütünselliğini görmeye yardımcı olur. Bu çerçeveler, gerçeğin farklı “resimlerini” sunar (fotoğrafik kesinlikten izlenimci imgelere kadar).
Başlıca akupunktur paradigmaları şunlardır:
- Yin/Yang
- Qi ve Kan
- Üç Hazine (Qi, Jing, Shen)
- Beş Element
- Altı Bölüm
- Zang-Fu
- Sekiz İlke (İç-dış, aşırı-eksik, yin-yang, sıcak-soğuk)
- Jing Luo (Meridyen tedavisi) ve Luo Damarları
- Ekstra Damarlar (Extraordinary Vessels)
- Endojen ve Eksojen Patojenler (Duygular, rüzgar, soğuk, nem vb.)
Uygulayıcı, muayene sırasında ortaya çıkan bilgilerle fiziksel muayeneden elde edilen maddi verileri dikkatli bir şekilde harmanlamalıdır.
3. Sorunu Tanımlama / Tanısal İfade Toplanan verilere dayanarak bir tanısal ifadeye varılır (örneğin, “Karaciğer kan eksikliği, Karaciğer qi durgunluğuna dönüştü”). Bu ifade, doğrulanana kadar geçici bir varsayım olan bir hipotez gibidir ve uygulayıcı tarafından her görüşmede değerlendirilmeli ve gerekirse değiştirilmelidir.
4. Tedavi İlkesini Oluşturma Tanı ile doğrudan ilişkili bir terapötik ve eğitsel plan oluşturulur (örneğin, “Dalak qi eksikliği” tanısına karşılık, “Dalak qi’sini tonifiye et” tedavi planı uygulanır).
5. Uygun Tedavi Modalitesini Seçme Teşhis edilen durumu tedavi etmede klinik olarak etkinliği kanıtlanmış tedavi yöntemleri seçilir. Yaygın modaliteler arasında akupunktur (ve mikrosistemleri), moksibüsyon, kupa (cupping), Plum Blossom iğne terapisi, gwa sha, bitkisel tıp, tuina, masaj, beslenme terapisi, egzersiz/nefes terapisi ve yaşam tarzı değişiklikleri yer alır.
6. İğnelenecek Noktaları Seçme Akupunktur seçilmişse, iğnelenecek noktalar belirlenir. Her noktanın kullanımı için gerekçe sağlanır ve iğneleme yöntemi (tonifikasyon veya dağıtma/dispersiyon) kararlaştırılır.
7. Tedaviyi Uygulama Tedavi planı ile fiilen yapılan uygulama arasında bir korelasyon olduğu doğrulanır (örneğin, tonifikasyon stratejisi varsa, uygulanan iğne tekniğinin gerçekten bir tonifikasyon tekniği olduğundan emin olunmalıdır).
8. Terapötik Etkinliği Değerlendirme Her tedaviden sonra ana şikayet için terapötik etkinlik değerlendirilir.
9. Sürekli Yeniden Değerlendirme Sonraki ziyaretlerde aktif olan diğer sorunlar sürekli olarak yeniden değerlendirilir.
Başarısızlık Durumunda Gözden Geçirme
Eğer tedavi sonuçları tatmin edici değilse, uygulayıcının şu hususları kontrol etmesi teşvik edilir:
- Tüm adımlar üstün yetenekle yapılıyor mu?
- Adımlar birbiriyle karşılıklı olarak ilişkili mi?
- Niyet (intent) gerçekten gerçekleştiriliyor mu (örneğin, iğneye gerçekten bir tonifikasyon veya dağıtma tekniği uygulanıyor mu?).
Tedavi Başarısında Bağlamın Rolü
Uygulayıcılar, herhangi bir tedavinin başarısının yalnızca yukarıda listelenen adımların bir işlevi olmadığını (ki bunlar kritik değişkenlerdir) unutmamalıdır. Uygulayıcı/hasta ilişkisi, sağlık hizmetinin sunulduğu bağlamdır. Akupunktura göre bu ilişki; bilgi toplama ve tedavi uygulama gibi yalnızca mekanik bir süreçten ibaret değildir.
Hastayı sağlığa ve dengeye kavuşturmak için şu unsurlar en az adımlar kadar önemlidir:
- Özenli bir ilgi ve gizlilik atmosferi
- Karşılıklı saygı ve uyum
- Profesyonellik ve hastanın varlığına dikkat
- Uygulayıcının tıbba ve kendi yeteneklerine olan inancı
Nihayetinde, iyileşme (healing), bir değişimi temsil eder ve hastanın ruhunu hareket ettirir.
Tedavideki en yüksek seviye, teşhis ve tedavinin mantıksal yönü değil, bir insan ruhunun diğeriyle anlamlı temas kurma yeteneğidir.
İyileşme, kutsal ve asil bir çabadır.
Metafor: Çin tıbbında teşhis ve tedavinin ilişkilendirilmesi, bir orkestra şefinin karmaşık bir senfoniyi yönetmesine benzer. Uygulayıcı (şef), her enstrümanın (hastanın her bir semptomu ve meridyeni) sesini (tanı verisi) tek tek dinler ve aralarındaki uyumu (paradigma) anlar. Ardından, orkestranın (vücut) genel sağlığını (denge) geri kazanmak için hangi notaların (akupunktur noktaları) hangi yoğunlukta (tonifikasyon/dispersiyon) çalınması gerektiğini belirleyen sanatsal ve mantıksal bir plan (tedavi ilkesi) oluşturur. Ancak tüm bunlar, şefin orkestraya ve müziğe olan tutkusu (uygulayıcının kalbi ve ruhu) sayesinde başarıya ulaşır.