21. yüzyıldayız ve etrafımızda köklü bir değişim olduğunu hissetmemek elde değil. Tarih kitaplarında yaşadığımız devir nasıl yazılır bilemiyorum ama bu günlerin tarihe bir son ya da bir başlangıç olarak yazılacağı kesin.
Yaşadığımız son 30 yıllık süreç genelde çok uzun sürede değişiklik gösteren temel bilimler dahil çok büyük değişimlere maruz kaldı.
Ünlü filozof Platon’un Akademisi’nin kapısında yazılı olan söz olan “Geometri bilmeyen giremez” sözü artık değişti ve ‘’Çağdaş geometriyi bilmeyen giremez oldu.’’ Çünkü artık insanın değil akademik ya da bilimsel işlerinde günlük işlerinde bile bilgisayarı kullanmasıyla doğanın sırlarına daha derin girmesi de mümkün oldu.
Geometri’nin Tarihteki Yolculuğu
Çıkış Tarihi yaklaşık M.Ö. 300 olan Öklidyen Geometri’nin temeli Yunan matematikçi Öklid’in “Elementler” (Elements) adlı eseriyle geliştirilmiştir. Bu geometri’nin özelliği ise düz yüzeyler ve düz çizgiler üzerine kurulu olması ve günlük hayatta sıkça karşılaşılmasıdır. Aksi konulmamış bazı aksiyomlar ve teoremler üzerine yapılandırılmıştır.
René Descartes ve Pierre de Fermat tarafından 17. Yüzyılda geliştirilen Analitik Geometri ise Koordinat sistemi kullanarak geometrik şekilleri cebirsel denklemlerle ifade eder; geometriyi cebirsel formda ele alır.
Yine 17. Yüzyılda geliştirilen Projeksiyon Geometrisi ise Persfektifin ve izdüşümün özellikleriyle ilgilenirken konik projeksiyonlar ve perspektifle uğraşır.
19. yüzyılın başları’nda ise Carl Friedrich Gauss, Nikolay İvanoviç Lobaçevski, ve János Bolyai gibi matematikçiler tarafından Öklid Dışı Geometri (Non-Euclidean Geometry) geliştirilmiştir. Bu geometri çeşidi Öklid’in paralel postülatı yerine farklı kavramlar koyarak özellikle eğri yüzeylerin incelenmesinde kullanılır.
20. yüzyılın sonları. Basitçe II. Dünya Savaşı sonrası dönemde ortaya çıkan fraktal geometri ise özellikle Benoît B. Mandelbrot tarafından 1975 yılında tanımlanmıştır ve bu alana en çok katkı yapan bilim insanı yine Mandelbrot’tur.
Bazılarının şu deyişlerini duyar gibiyim. Sizler Tıp doktorusunuz, geometriyle ne işiniz olur, alın elinize bilgisayarlarınızı SPSS’de (1) istatistiklerinizi hesaplayıp bakış açılarınızı daralttıkça daraltın. Hayır ben gastroenteroloğum hormonlarla ilgili konuşmam doğru olmaz, bir de endokrinoloğa sorun; ben kalp damar cerrahıyım, kalp ile ilgili olarak önce bir kardiyog yorum yapsın.
Hayır, nasılsa fizikte, geometride ana paradigmalar (2) değişiyorsa tıpta da değişmek zorunda, tababet de ufkunu mikroskobun ucundan aynı zamanda teleskoplara uzatmalı.
Bizler Türk Akupunktur uygulayıcıları olarak hepimiz tıp fakültesi mezunu birer hekimiz ve tarihi misyonumuz yine doğu ve batının sentezini en iyi şekilde yapmak, paradigma değişimlerine yön vermek.
Tekrardan konumuza, biz akupunkturist hekimler neden geometri ile ilgileniyoruza gelirsek. Çağdaş geometrinin ulaştığı en ileri konum olan fraktal geometri doğayı ve bizim özelimizde ise vücudu anlamaya ciddi derecede yardımcı oluyor.
Akupunktur’da uzun yıllardır kullanılmakta olan mikrosistemlerin makro benzerlikleri geometri ile kanıtlandı. Bu bakımdan bizler geometri ile de yakından ilgileniyoruz.
Fraktal nedir?
Fraktal, bir doğru veya daire gibi bir geometrik nesnedir, ancak tüm uzunluk ölçeklerinde pürüzlü veya düzensizdir ve bu nedenle radikal bir şekilde ‘kırılmış’ gibi görünür. Fraktalların sonsuz ayrıntıya sahip olduğu söylenir ve aslında farklı büyütme seviyelerinde meydana gelen öz-benzer bir yapıya sahip olabilirler.
Neden Fraktal Geometri?
Fraktallar, bilim insanlarına doğa kitabını okumak için yeni bir kelime dağarcığı sunar. Galileo’nun daireleri ve üçgenleri, doğanın tüm karmaşık yapısını tanımlamak için
yetersiz kalır. Ayrıca, doğal nesnelerin genellikle öz-benzer olması, fraktalları bu
nesnelerin birçoğu için ideal modeller haline getirir.
Fraktal Geometri ne işe yarar?
Fraktal geometri, birçok doğal nesnenin muazzam karmaşıklığını kompakt bir
şekilde kodlamanın bir yoludur. Nispeten basit bir yapım kuralının yinelemesiyle, orijinal basit bir nesnenin üzerinde giderek artan ayrıntılar eklenerek nasıl muazzam derecede karmaşık bir hale dönüştüğünü görebiliriz; bu süreçte, bütünle parçalar arasında bir benzerlik veya ölçek değişmezliği korunur.
Bu tam olarak bizim fraktal geometri ile neden ilgilendiğimizin yanıtıdır. Akupunktur’da mikrosistem – makrosistem bağlantısı bu minvalde oluşmaktadadır. Ancak bu konu dergimizdeki başka bir yazının konusu olduğu için burada bu konuya girmiyorum.
Kışın büyük bir meşe ağacını düşünün. Dalları çıplaktır, bu yüzden bir dalın nasıl ikiye ayrıldığını ve daha sonra dörde dönüşecek şekilde tekrar bölündüğünü kolayca ayırt edebilirsiniz; tıpkı ağacın gövdesinin ince dallara ayrılması ve tekrar tekrar bölünmesi gibi. Öz benzerlik barizdir, bütün parçalarına benzese de tamamen aynı değildir. Doğa, yapım kuralını hafifçe değiştirerek, dünyadaki her meşeyi biraz farklılaştıracak bir derece rastgelelik eklemiştir.
Şimdi, bir ağacın güzel büyük bir meşe ağacına dönüşmesi için gereken tüm bilgileri en küçük alana, en ekonomik şekilde sığdırdığınızı hayal edin.
Doğanın olgun bir meşenin özgün, karmaşık dallanmasını (bir palamut tohumu) tohumunda kodlayarak şeklinin gelişen tüm ayrıntılarını, sadece bölünme kuralını ve onu tekrar etme dürtüsünü kodlamış olması mantıklı olur. Bu, büyüme sırasında bölünme sayısını veya dallarının yerini değiştiren bir miktar rastgelelik ile birlikte tek bir meşe ağacı yaratmak için yeterlidir. Aslında, benzer şekilde büyük dosyaların internet üzerinden hızlıca iletilmesini sağlayan benzer fikirlere dayanan bir bilgisayar veri sıkıştırma endüstrisi mevcuttur.
Kişinin kodunu, programını okuyabilirseniz kişiyi anlayabilir, kişinin koduna müdahale edebilirsiniz.
Kişinin kodunu okumak sadece mikroskop altında DNA, RNA analizleriyle olmaz. Kişinin kodu, okumasına bilene tekrarlarında mevcuttur. Ve bu tekrar fraktal geometri ile tanımlanıp formülize edilebilir. Ama bizim açımızdan bu tekrarlar akupunktur teorisi ile de formülize edilebilir ve bu koda akupunktur tekniği ile müdahale edilebilir.
İki Boyutludan Üç Boyutluya Fraktal Geçiş
Chicago Üniversitesi’nden iki araştırmacıya göre, bugün gördüğümüz yapılar, erken evrende biraz krep gibi görünen iki boyutlu madde tabakalarından büyüdü. Bu şekilde olmuşsa, evren ‘fraktal’ olmalıydı; yani her türlü ölçek üzerinde yapılarla dolu.
Xiaochun Luo ve David Schramm, aslında argümanlarını diğer taraftan geliştiriyorlar. Evrenin madde dağılımının, galaksi kümeleri, süperkümeler ve tüm ölçeklerde zincirler ve ‘duvarlar’ ile fraktal bir geometrinin 1.2 boyutlu yapısını andırdığını belirtiyorlar. İki fizikçi, bu tür bir yapının, galaksi oluşum süreçlerinin detaylarından bağımsız olarak, iki boyutlu tabaka benzeri nesnelerden büyümüş olması gerektiğini söylüyor.
Madde tabakaları, ‘enflasyon’ süreciyle doğal olarak yaratılmış olabilir. Bu teori doğruysa, evren tarihinin başlarında suyun buza dönüşmesi gibi bir faz geçişi yaşamış olmalı. Bu da evrenin erken genişlemesini sürdüren gizli ısıya eşdeğer enerjiyi sağladı. Ancak, suyun buza donması, buzda doğrusal veya iki boyutlu çatlaklar üretebileceği gibi, evrenin ‘donması’ da, uzay-zaman yapısında, alan duvarları olarak bilinen düz kusurlar ve kozmik iplik olarak bilinen doğrusal kusurlar üretmiş olmalı.
Bu iki – üç boyutun bizim akupunktur teorimiz açısından önemi ise üzerine basa basa defalarca söylediğim gibi akupunktur kanallarını anlamak suyu anlamaktır. Ve vücut tüm fizyolojik işlevleri için ısıya ihtiyaç duyar Ming Men ya da yaşam kapısının ısısına.
Aynı zamanda İslam Dini açısından da ilk yaratılan element olan su, akupunktur kanallarının ve hafızası ile de belliğin ana unsuru olmuştur.
Ancak unutulmaması gereken bir şey daha vardır ki primovasküler sistem ile bile tam olarak açıklanamayan akupunktur kanalları bana göre suyun kolloidal hali ile açıklanabilir.
Suyun Kolloidal hali nedir?
Suyun kolloidal hali, suyun içerisinde çok küçük boyutlarda (genellikle 1 nanometre ile 1 mikrometre arasında) asılı kalan ve çözülemeyen parçacıkların bulunduğu bir karışımı ifade eder. Kolloidler, sıvılarda ince bir şekilde dağılmış olan bu parçacıklarla oluşturulan heterojen karışımlardır. Bu parçacıklar ne tamamen çözünmüştür ne de dibe çökecek kadar büyüktür; bu nedenle su gibi bir dispeksiyon ortamında asılı kalırlar.
Kolloidal karışımlar bazı belirgin özelliklere sahiptir:
1. Tyndall Etkisi: Kolloidler, içlerinden geçen ışığı saçar. Bu etki, çözeltilerle kolloidleri ayırt etmenin bir yoludur. Örneğin, sis ışığı saçar çünkü o da bir kolloid sistemdir.
2. Stabilite: Kolloidal parçacıklar kendiliğinden çökelmezler. Bu stabilite, turşunun uzun süre aynı homojen görünüme sahip kalmasını sağlar.
3. Yüzey Yükü: Kolloidal parçacıklar genellikle kararlı kalarak birbirini iterler çünkü parçacık yüzeylerinde bir elektrik yükü taşırlar. Bu yük, parçacıkların birbirine yapışmasını ve çökmesini engeller.
4. Brown Hareketi: Kolloidal parçacıklar, etkileşim içinde bulundukları sıvı molekülleri tarafından sürekli çarpışma sonucu hareket ederler. Bu, onlara stabilite kazandırır.
Suyun kolloidal hali örnekleri arasında süt (su içerisindeki yağ damlacıkları), çamur (su içerisindeki toprak parçacıkları) ve boyalar (sıvı içindeki pigment tanecikleri) bulunur. Bu özellikler, kolloidlerin birçok endüstriyel ve bilimsel alanda özel uygulamalar için kullanılmasını mümkün kılar.
Akupunktur açısından suyun kolloidal halinin tekrar açıklanmasına gelirsek. Kolloidal suyun Tyndall etkisi master tung akupunkturunun optik etkisinin; yüzey yükü ise konvansiyonel akupunkturun elektromagnetik etkisini açıklar.
Fraktal Bir Uzay Olarak Evren
Başlığımızda da geçtiği üzere mikroda makroya, gezegenden vücuda fraktal geometri örneklerine gelirsek.
Samanyolu ve Güneş ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Güneş ve Gezegenleri ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Dünya ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Karnabahar ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Beyin Damarları ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Beyin Yüzeyi ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Akciğer ve Bornşlar ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Böbrekler ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

İdrar Torbası ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Nöron (akson ve dentritleri ile) Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Bakteri ile Julia Fraktal Dizisi fraksiyonu benzerliği

Notlar:
- SPSS, “Statistical Package for the Social Sciences” ifadesinin kısaltmasıdır. İlk olarak 1968 yılında geliştirilen SPSS, sosyal bilimlerdeki istatistiksel veri analizi ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanmış bir yazılımdır. SPSS, çok çeşitli istatistiksel analizler gerçekleştirmek ve veri yönetimi yapmak için kullanılan güçlü bir araçtır. Araştırmacılar, verileri analiz etme, veri madenciliği, çapraz tablolar oluşturma, regresyon analizi yapma ve grafikler üretme gibi işlemler için SPSS’yi kullanırlar. Uzun süredir IBM tarafından geliştirilen ve IBM SPSS Statistics olarak anılan yazılım, özellikle sosyal bilimler, sağlık bilimleri, pazar araştırmaları ve diğer alanlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.
- Paradigma, bir bilim dalı veya düşünce sisteminde kabul edilen temel varsayımlar, inanışlar, değerler ve tekniklerin oluşturduğu bütüne verilen isimdir. Genellikle, bir alandaki çalışmaları yönlendiren kabuller ve metodolojik standartlar seti olarak da düşünülebilir. Paradigma, araştırmacılara veya bilim insanlarına, olayları nasıl gözlemleyecekleri, hangi soruları soracakları ve nasıl yorum yapacakları konusunda rehberlik eden bir çerçeve sunar.
Özellikle Thomas Kuhn’un “Bilimsel Devrimlerin Yapısı” adlı eserinde popüler hale getirdiği bu kavram, zamanla değişebilir veya devrimle başka bir paradigmaya dönüşebilir. Örneğin, Newton fiziği uzun bir süre bilim dünyasında baskın bir paradigma olmuştur, fakat sonradan yerini Einstein’ın görelilik teorisi gibi başka paradigma değişikliklerine bıraktığı durumlar yaşanmıştır. Sosyal bilimlerde de paradigmalara sıklıkla atıfta bulunulur, çünkü bu alanlarda araştırmalar evrenselden çok kültürel veya tarihsel bağlamda dönüşebilecek şeylerle ilgilidir.
Kaynaklar:
- https://www.fractal.org/Fractalary/Fractalary.htm
- https://www.newscientist.com/article/mg12717343-900-fractals-a-geometry-of-nature-fractal-geometry-plays-two/
- https://www.newscientist.com/letter/mg14419566-000-fractal-paradigm/
- https://www.newscientist.com/article/mg16322004-500-fractured-universe/
- https://www.newscientist.com/article/mg13418223-100-science-cosmic-pancakes-spawn-a-fractal-universe/
- The Beauty of fractals – Images of Complex Dynamical Systems, H. – O. Peutgen, P. H. Richter, Springer-Verlag Berlin Heidelberg 1986
dr. ibrahim çerçi
kuşadası
mart 2025